Ara
  • yukselbegum1

Kişisel Sınırlar - Sınırlarımız

'Sınır’ sözcüğü Modern Yunancadaki ‘sınır ülkesi, uç’ anlamına gelen ‘sínoron’ kelimesinden dilimize geçmiştir. ‘Sınırlamak’ ise ‘kuşatmak, bağlamak, belirlemek, sabitlemek’ anlamlarına gelen ‘līmitō’ dan dilimize ulaşmıştır. Bu yazıda bahsedeceğim ‘sınır’ sözcüğü bu ikisinin birleşimidir.

Sınırlar nedir? Nasıl oluşur?

İnsan olarak hepimizin doğumdan itibaren taşıdığı bazı sınırlar vardır. En temel sınırımız beden içinde başlar. Bedenimizin uzandığı yere kadar uzanırız, sesimizin çıktığı kadar konuşuruz ve zaman içinde beden büyüdükçe yapabildiklerimizin boyutu büyür ancak halen sınırlamalar devam eder. Örneğin bildiğimiz gibi uçamıyoruz. Bedenimizle yapabileceklerimiz her hâlükârda sınırlı.

Kişisel sınırlar ise en temelde bakım verenle çocuk arasındaki ilişki bağlamında gelişmeye başlar. Başlangıçta başı boş bir deneyim kümesi halinde gezen çocuk zihni zaman içinde bakım verenin zihninde anlam bulur, çerçevelenir, esnetilir ve sınırlandırılır. Bir süre sonra zihinler arasında bir ayrışma başlar. Çocuk ‘Ben ve öteki’ ayrımını yapmaya başladığında kişisel sınırlar oluşmaya başlar. Bu ayrışma süreci olağan şekilde gerçekleşmediğinde, bakım veren ayrışmayı desteklemediğinde ve hatta cezalandırıldığında kişisel sınırlara dair birtakım sorunlar gün yüzüne çıkar.

Sınırlara dair

İlişkiler sınırlar ve sınırları korumaya dair problemlerin belirgin şekilde ortaya çıktığı alandır. Kişisel sınırları korumak; ötekinin söylediklerini hemen üzerimize almamak, kendi isteklerimizi belirtmek, istemediklerimizi söylemek ve belki de istemediğimiz durumlarda kalmamak gibi birçok unsuru içinde barındırır. Bir nevi içsel dünyanın koruyucuları diyebiliriz. Sınırlar erken dönemde oluşmuş olsa dahi zaman içerisinde değişime uğrayabiliyor.

Koruyucu olması sınırların tamamen katı olmasını gerektirmiyor. Sınırları çizdiğimiz materyal bizim elimizde. Sınırımız esnek veya seçici geçirgen bir yapıda olabilir. Seçici geçirgenden kastım sınırlarımız dahiline kimleri/neleri almak istiyoruz sorusuna karşılık. Bu soru ‘Tamamen almalı mıyız?’ ‘Alırsak bizden bir şeyler gider mi?’ gibi birçok soruyu beraberinde getiriyor. Sınırların varlığı bize şu imkânı sunar: Alıp almamaya ve sonrasında sindirip sindirmemeye karar vermek. Sınırlar olmadığında her söylenilen bizde yer bulabilir. Örneğin biri size ‘Çok bencilsin’ dediğinde bunu ‘Ben çok bencilim’ olarak deneyimleyebilirsiniz veya aynı söz için ‘Bencil olduğumu söylediği ancak öyle olduğumu düşünmüyorum’ da diyebilirsiniz. Bunların bir ucu sınırlara dayanıyor.

Sınırları Korumak

Sınırları korurken bir uyarım var. Başlangıçta onaylanmayabilir. Sınırları zorlayanlar huzursuzlanabilir, kızabilir ve zorlanabilir. Sınırlarınızı koruduğunuz için suçlanabilir, kendinizi suçlu hissedebilirsiniz. Ancak her yeni şey ilk başta huzursuzluk verebilir. Kaygılı olabilirsiniz, korkabilirsiniz. Yeni şeyler -Bize iyi geldiği sürece- denendikçe, oturdukça dünyamızda yer bulur, huzur verir.



1 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör