Ara
  • yukselbegum1

Bulimia Nervosa hakkında


Bulimia kelimesi kökenini Yunanca boulīmia (bous: Öküz + limos: Açlık) kelimesinden almıştır ve şiddetli bir açlık duygusunu ifade etmektedir. Bulimia nervosa ise bedene ilişkin yoğun kaygı ve bu kaygıyı azaltmaya yönelik çeşitli ritüellerin (yiyip-çıkarmak, aşırı egzersiz yapmak, ilaç kullanmak vb.) varlığını işaret eden bir durumdur. Kaygı, kişinin beden görünüşü ve kilosuna yöneliktir. Kaygıyı arttıran ve bulimia döngüsünü besleyen temel noktalardan biri ise yeme ataklarıdır. Özellikle duygusal anlamda zorlanılan zamanlarda ortaya çıkan yeme atakları kontrol kaybı ve suçluluk hislerini besler. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, bulimia zorlayıcı duyguların bir dışavurum şekli olarak ele alınabilir.


Duyguların yol açtığı bir durum olarak ele aldığımızda bulimia semptomlarının bir rahatlama, yatıştırma-sakinleştirme görevi üstlendiğini gözlemleyebiliriz. Bu bağlamda, ebeveyn-çocuk ilişkisinin temellerini oluşturduğu duygu düzenleme becerileri bulimia’nın seyrinde ve gelişiminde oldukça önemli bir role sahip. Tolere edilemeyen içsel durumlar besin alımıyla bir nevi baskılanıyor ancak baskılanan duygu durum yerini yemeye ilişkin kaygı, gerginlik ve de suçluluğa bırakıyor. Soyut olan somut, belirli ve de nispeten ele alınabilir bir şeye dönüşüyor. İlk başlarda duygu düzenleme becerisi olarak kullanılan yeme davranışı uzun vadede ‘işlevselliğini’ kaybediyor.


Yeme davranışı ve de bu davranış üzerindeki kontrol sağlama ihtiyacı kişi için aynı zamanda ayrışma-bireyselleşmenin bir aracı olarak var olabiliyor. Dünyaya gözümüzü açtığımız ilk zamanlarda kendimizi ebeveynimizle bir bütün, tek bir vücut halinde deneyimlerken zaman içerisinde ayrı bir Ben’in var olduğunu idrak etmeye başlarız. Ayrışmanın desteklenmemesi, erken dönemde sınırların varlığının yok sayılması ve aile içi sınırların birbiri içine girmiş olması bulimia’da oldukça sık görülen paternlerdendir. Yemek, yemeği vücuda almak ve çıkarmak, yemeğin oluşturabileceği kaloriyi çeşitli yöntemlerle kontrol etmek kişinin kendi bedeni üzerindeki kontrolü sağlama, sınırlarını çizme ve bu sınırlar içinde ne yapacağına karar verme görevini üstlenebilir.


Bulimia semptomları, özellikle yeme-çıkarma döngüsünün varlığında, bir boşaltım görevini de üstleniyor. Erken dönem ilişkilerdeki rol karmaşaları ön plana çıkıyor. Çocukların ebeveyn rolü üstlenmeleri, ebeveynlerin duygularını sakinleştiren-alan-tutan role geçmeleri; ebeveynlerin sorunlarını ve eşlik eden duygularını çocuğa aktarmaları gibi birçok durum bulimia’da gözlemlenmekte. Benlik, bir kova görevi üstlendiğinde bulimia içeride birikenleri çıkartmanın bir aracısı haline gelir.



7 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör